ÇALIŞIRKEN STRES DİKKAT EKSİKLİĞİ

 

Sınav kaygısı çalışma zamanını ayarlayamamanıza yol açar. Düzensizlik oldukça da kaygı artar. Bunun için zamanınızın düzenlenmesi gerekir. Sabahları zamanında kalkmak, yapılacak işleri listelemek, programlı olmak ya da olmaya çalışmak, haftalık soru çözme sayıları tespit etmek, belirli periyotlarla deneme sınavlarına girmek... gibi sınavın çeşidine ve sizin de durumunuza göre kişisel planların yapılması elzemdir.

Bazı kişilerde artan heyecan ve oluşan gerginlik aşırı hareketliliğe veya donukluğa yol açabilir. Bu sebeple özellikle sınava yakın günlerde daha çok ders çalışmak yerine; fizik aktivitelerini artırmak, eğlenceli sporlara zaman ayırmak gerekir. (Buna inanmanızın zor olduğunu biliyorum; ama doğrusu da bu.)

Zevk aldığımız şeylere, hoş ve zararsız alışkanlıklarımıza hafta içinde en az birkaç saat ayırmalıyız. Açık havaya çıkmak gerginliği azaltır. Hele bahar zamanı yürüyüş yapmanın tadı bambaşkadır. Arkadaşlarla beraber yapılacak aktiviteler, muhabbetler, öğrenci evlerindeki ünlü çay sohbetleri hem dinlenmenize hem de enerjiyi artırmanıza yarar.

Bu dönemde beslenme düzeni çok önemlidir. Zihin açıyor diye şekerli gıdalara ha bire yüklenmek yerine düzenli beslenme gerekir. Ben çikolatasız yapamam diyenlerdenseniz sınırlı sayıda çikolata ve bunun gibi şekerli gıdaları kullanabilirsiniz. Bu arada uzmanların B vitamini kullanılmasının yararlı olabileceğini belirttiklerini not düşelim. B vitamini şeker oynamalarını kontrol eder ve yorgunluk hislerini azaltırmış.

Uyku ise başlı başına önemli bir noktadır. Doktorlar uykumuzun iki bölümden oluştuğunu; birinci bölümde bedensel, ikinci bölümde ise ruhsal dinlenme gerçekleştiğini söylemekteler. Bu nedenle gecelik 3–5 saatlik kısa uykunun zihinsel becerilerde bir azalmaya yol açmadığını, ancak bu kısa uykuların sürekli biçimde böyle devam etmesi, öğrenme, mantık yürütme, dikkat ve konsantrasyon üzerinde olumsuz etkilere yol açtığını belirtmekteler. Ders çalışma günlerinde zaman zaman uyku düzensizlikleri olsa da özellikle sınav öncesindeki birkaç günde uykunun tam alınması önem arz etmektedir.

Çocukta dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul öncesi dönemde de her şeyden çabuk sıkılan ve bıkan bu çocuklar, oyuncaklardan dahi sıkılıp kısa bir süre sonra onları parçalamayı tercih ederler. Okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye karşı ilgisizdirler. Ödev yapmayı sevmez, anne/baba ve öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmakta hayli zorlanırlar. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Anne /babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler. Üzerine aldıkları bir işi sürekli bitirmekte zorlanır, bir işi bitirmeden hemen diğerine geçerler. Kendileriyle konuşulduğunda sanki konuşanı dinlemiyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra yerine getirirler.

Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır. Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemeyle uğraşır, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergileyebilirler. (derste konuşma, arkadaşlarına laf atma ve garip asker çıkarma gibi).

Okuma ve yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Okurken sık hata yapabilir ve cümlenin sonunda kelime uydurmalarına rastlanabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık eşya kaybetme yanında, iyi öğrendiklerini düşündüğünüz bir bilgiyi de çabuk unutabilirler. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı genellikle sevmezler. Ders kitabı okumanın yanında hikaye ve roman türü kitapları okumaya karşı da isteksizdirler.

Yaşanan tüm bu öğrenme zorluklarına sınavlarda dikkatsizce yapılan hatalar eklenir. Sabırsızlıkları nedeniyle soruları hızlıca okuma, tam okumama ve yanlış okumalara sık rastlanır. Bu nedenle çok iyi bildikleri bir soruyu dahi yanlış cevaplayabilirler. Test sınavlarında çeldiricilere kolaylıkla kanarlar. Özellikle ilkokula başladığı yıllarda sınav kağıdını öncelikle vermeyi marifet sayarlar. Sonunda bilgileri ve bildiklerinden daha azı oranında not alırlar.

Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Ancak bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılma belirtileri gösterirler. Zeka düzeyi iyi olan ve ek olarak özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3.ve 4.sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve dersi iyi takip etmedikleri halde notları kötü olmayabilir. Derslerin ağırlaşmasıyla birlikte başarıda ciddi düşüşler yaşanmaya başlanır.

Ev içinde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak istemezler. Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar.